Çok Katlı Pazarlama Gücünü Nereden Alır?

Çok katlı pazarlamanın bu kadar güçlü ve etkili bir satış ve dağıtım modeli olmasının dört temel nedeni vardır:

1 – Geometrik Büyüme:

Çok katlı pazarlamayı klasik ticaretten daha karlı yapan en önemli neden büyümenin aritmetik değil, geometrik olmasıdır. Şöyleki, kurmaya başladığınız grupta, herkes ayda sadece 2 kişi gruba dahil etse ve 10 ay boyunca gruptaki herkes 2′ şer kişi eklese, 10 ayın sonunda kaç kişiye ulaşırsınız? Yormayın kendinizi; yaklaşık 59.000 kişi yapar 10. ayın sonunda. Ve bu kişilerin bırakın satş yapmayı, sadece kendi ihtiyaçları için aylık 100 TL sistemden alışveriş yaptıklarını düşünün. Cironuzu hayal edebiliyor musunuz? İşte başlangıçta boşa kürek çekmek gibi his uyandıran ancak bir kaç ayın ardından katlayarak büyüyen cirolara sahip olmanın altında yatan sır budur.

2 – Kaldıraç Etkisi:

Kaldıraç kelime anlamıyla, az bir güç ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, maniveladır.

Bu maddeyi açıklarken Paul Getty’nin ünlü deyişinden ilham almak yerinde olacaktır. “Kendi çabamın % 100′üyle para kazanmak yerine 100 kişinin her birinin % 1′iyle kazanmayı tercih ederim.” Her bireyin çalışmak için günde 24 saati vardır, bunu 25 saate çıkarmak mümkün değildir. Ancak oluşturmuş olduğunuz grup sayesinde bu saati artırmak mümkündür. Nasıl mı? 50 kişilik bir takımınız olduğunu varsayın, bu bireylerin her birinin bu işe günde sadece 2′şer saat yatırdıklarını düşünün. Günde toplam 100 saatlik iş demektir bu. Gün hesabına vurduğunuzda yaklaşık 4 gün demektir. Yani sağlıklı 2′şer saat ile bir günde tam 4 günlük çalışmanız mümkündür hem de çok yorulmadan. Kısacası, Çok katlı pazarlama hem paranın, hem de zamanın kaldıraç etkisi ile çoğaltılması üzerine kurulmuştur.

3 – Pasif Gelir:

Çok katlı pazarlamada bir kişi gruba dahil edilir, eğitilir ve yetiştirilir. Sonrasında bu kişinin başarısı oranında onu gruba dahil eden kişi kazanmaya devam eder. Buna en iyi örnek sanatçıların telif hakkı gelirleridir: Sanatçılar bir eser ortaya koyarlar ve yıllar sonra bile o eserden gelir elde ederler. Ya da satın alınan bir evden sürekli olarak gelen kira geliri pasif gelire örnek gösterilebilir.

4 – Kulaktan Kulağa Reklam:

Çok katlı pazarlamada kullanılan en etkili reklam aracı tavsiyedir. Çünkü insanlar komşularının tavsiyelerini her zaman televizyon reklamlarına tercih ederler. Şirketler, yazılı ve görsel basın reklam araçlarını kullanmadıkları için bu kaleme ayıracakları ödenekleri üyelere dağıtırlar.

Yapılan bir araştırma kulaktan kulağa reklamın satışta en etkili reklam aracı olduğunu ortaya koymuştur:

Meslektaşlar/arkadaşlar ağızdan ağıza     %53
Satış temsilcileri                                      %39
Toplantı, etkinlik, konferanslar                  %38
İnternet                                                  %37
Fuar/sergiler                                           %37
Posta/e-posta                                         %32
Basılı reklam                                            %32
Tv reklamı                                               %26
Basın                                                      %23
Radyo reklamı                                         %22

Hoşgeldiniz

Sizi bu sayfayı incelemeye  iten şey ne, hiç düşündünüz mü?

(Lütfen bu soruyu cevaplamadan devam etmeyiniz. Hayat bazen istediğimiz sorulardan başlamamıza müsade etmez. Doğru zamanda doğru soruları sormazsak “kader” dediğimiz şey kontrolümüz dışında örülüyormuş gibi gelir.  Oysa “yaşamınızdaki büyük değişiklikler önemsiz gibi görünen küçücük karar ve eylemlerin toplamından meydana gelir”. Başarılı insanlar işte bu sırrı bilirler, önemsiz gibi görünen şeyleri canları istemese bile yapmaya devam ederler. Kendi kaderlerini başkalarının ellerine bırakmaz, başkalarının hayallerini inşaa etmeye çalışmak yerine kendi hayallerini örerler, her gün, tuğla tuğla…)

(Sorumuza dönelim.) Sizi bu sayfayı incelemeye  iten şey ne?

Daha çok “şey” bilmek mi?
Araştırmacı kişiliğiniz mi?
Ek gelir arayışı mı?
Hayatınızda fark yaratmak mı?
Çalışma arkadaşlarınızdan memnun olmayışınız mı?
Ya yöneticinizden?
Sevmediğiniz bir işte çalışıyor olmanız mı?
İşsiz oluşunuz mu?
Var olan işinize alternatif bir B Planı mı?
Bir arkadaşınızın tavsiyesi mi?

Hangisi?
Eğer bu sorulardan herhangi biri ya da birileriyse sizi bu ekrana bakmaya iten lütfen devam edin! Çok önemsiz gibi görünebilir. Ancak hatırlayın; başarılı insanların en büyük sırrı önemsiz gibi görünen eylemleri tekrar etmektir.

Şuan yaşadığınız hayattan farklı, istediğiniz türden bir hayat yaşamanız mümkün mü?

Cevap: Evet. Şurası açık ki üç-beş yıl içerisinde hayalini kurduğunuz hayata kavuşabilirsiniz. Üç yıl önce ne yapıyordunuz. Daha dün gibi değil mi? Bundan üç yıl sonra da bugün yaptıklarınız size daha dün gibi görünecek. Bu kısacık hayat dilimi hayatınızı değiştirebilir, istediğiniz hayatı yaşamanızı sağlayabilir.

Nasıl mı?

Bugünden itibaren alacağınız küçücük bir kararla. Ya da oldukça önemsiz görünen yapsanız da yapmasanız da kimselerin ölmeyeceği, kimsenin farketmeyeceği, küçücük eylemler sayesinde…Ve bu önemsiz gibi görünen şeylerin üç yıl içerisindeki toplamı sizin kaderinizi belirleyecek.

Örnek mi?

Sağlığınızı, bilginizi, yeteneklerinizi, beslenme biçiminizi, ilişkilerinizi, hayatınızın ele almak istediğiniz yönü hangisiyse onu, yani kendinizi her gün yüzde bir geliştirebilir misiniz? Bir dakika. Buna cevap vermeden önce, her şeyi daha bile küçültelim. Kendinizi bugün yüzde birin onda üçü kadar geliştirseydiniz? Bu sadece 0,003 bir gelişim demektir. Çok ince bir parça değil mi? Ölçmekte bile zorluk çekebileceğiniz.

Peki bugün yaptığınız şeyi yarın da, ondan sonraki gün de yapsaydınız? Bir yıl boyunca yapmaya devam etseydiniz? Unutmayın her gün yüzde birin onda üçü kadar gelişiyorsunuz. İşte size neler olacağı: İlk gün 0,003 gelişeceksiniz, o kadar küçük bir oran ki farkedilmesi bile neredeyse imkansız. İkinci gün gelişiminiz 0,006 olacak, üçüncü günse 0,009, yani neredeyse yüzde bir. Bir yılın sonunda, yüzde yüz oranında gelişmiş olacaksınız.

İki katı.

Bugün olduğunuzun iki katı olacaksınız. İki kat daha formda, iki kat daha zengin, iki kat daha mutlu. Üzerinde çalıştığınız her neyse, günlük 0,003 gelişim göstereceğiniz alan ne ise, iki katı iyileşmiş olacak. Sadece bir yılda kendi kendinizi iki katına çıkaracaksınız.

Kendinize bunu yapmak için bir yıl verirseniz, bugün olduğunuzun iki katı olabilirsiniz. Şu andakinin iki katı varlığa, iki katı sağlığa, iki katı daha iyi ilişkilere sahip oluğunuzu düşünsenize. Dünyada iki kat daha fazla olumlu bir “iz bıraktığınızı”? İki kat daha fazla eğlendiğinizi, hayatın tadını iki kat daha fazla çıkardığınızı?

Bunu nasıl başarabilirsiniz? İki kat daha fazla çalışarak mı? İki kat daha fazla olumlu davranış göstererek mi? Hayır. Her defasında yüzde birin onda üçü kadar gelişerek.

“Dur bir dakika. Bu basit ve gündelik eylemler nasıl olacak da bu harika, mutluluk, başarı ve sağlık dolu dünyayı kuracak? Hepsinin yapılması bu kadar kolaysa, herhangi biri bunları yapabilecekse, bunlar herkesin yapabileceği türden şeylerse, nasıl oluyor da başarılı olanların oranı yüzde beşte kalıyor?”

Mükemmel bir soru. Çünkü bütün bunları yapmamak da aynı derecede kolaydır da ondan. Ve herhangi biri bunları yapabilecekken, çoğunluk yapmaz.

Temel olarak, hepimiz her gün aynı şeyleri yaparız. Yemek yer, uyur, düşünür, hisseder, konuşur ve dinleriz. İlişkilerimiz, dostluklarımız vardır. Her birimizin günde 24, senede 8760 saati bulunur, hepimiz de bu saatleri, tek tek bakıldığında önemsiz görünen bir dizi küçük eylemle doldururuz.

Altın madalyalı maraton koşucuları uyur ve yemek yerler. Onbeş kilo fazlası olan insanlar da öyle. Başarılı girişimciler düşünür, hisseder ve başka insanlarla ilişki kurarlar. İşsiz ya da evsiz insanlar da öyle. Çok para kazanan insanlar kitap okur. Beş parasız olanlar da öyle.

Galipler ve mağdurlar, her gün aynı şeyleri yaparlar. Yine de, galiplerin yaptıkları onları zirveye taşırken, başarısız olanların yaptıkları onların dibe çökmesine neden olur.

Peki öyleyse fark nerede?

Başarı ve başarısızlık, istediğiniz hayata erişme ve hak ettiğinizden ve istediğinizden daha azına razı olma arasındaki asıl farkı yaratacak olan şey, yapmayı seçtiğiniz  “önemsiz” eylemlerde gizlidir. İşte bu yüzden, hepimiz başarılı olmak için gerekenleri yapabilecek kapsiteye sahibiz. Hepimiz galipler sınıfına girebiliriz…
Ve evet, siz ekrana bakan arkadaşım, siz de buna dahilsiniz.

Acaba Kim?

Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği, ihtiyaç ve isteklerimizin hatta hedeflerimizin dahi başkaları tarafından belirlenerek bize dikte ettirildiği, ulaşılamayınca da tatminsizlik ve mutsuzlukların yaşandığı bir dünyada sınırlı üretim kaynakları ile sınırsız ihtiyaç ve isteklerin en iyi şekilde nasıl giderilebileceğini, toplumların, dolayısıyla bireylerin refah seviyelerinin nasıl artırılacağı sorusuna cevaplar arayarak çözüm üretmeye çalışan iktisadın adını duyduğum an tansiyon ve nabız artışlarımın birden yükseldiğini hissedip altında yatan gerçek sebep konusunda hep kararsız kaldığım öfke hissine kapılıyor, o dakika kendime her defasında sorduğum soruyu sorarken buluyorum.

Bu öfkenin nedeni teknoloji ile birlikte mutluluk ve mutsuzluk sebeplerinin her geçen gün çeşitlendirildiği bir dünyada istek ve ihtiyaçların karşılandığı hayalimize kavuşmamız adına refah seviyemizin yükseltilmesini amaç edinip bizi amaçsız bırakmakla suçladığımız masum iktisat mı?

Yoksa birtakım bahanelerin arkasına sığınıp kendi kaynak ve potansiyelimi daha verimli kullanmayı tercih etmeyip kendimden başka herkesi, her şeyi (iktisat gibi) suçlayarak hareketsizleştiğim için kendim mi?

Sizce?

M.F.K

Hedefin Gücü

Kuvvet ve hareket konusunu az da olsa hepimiz biliriz. Hareketsiz duran ya da sabit hızla hareket eden bir cisme herhangi bir kuvvet uygulanmadığı müddetçe cisim bu durağan halini ya da sabit hızlı halini korur. Eğer bir kuvvet uygulanıyorsa, o kuvvet doğrultusunda cisim hareket eder. Ayrıca cisme birden fazla kuvvet uygulanırsa,cisim o bileşke kuvvet doğrultusunda ilerler. Tabiki bunun yanında hareketin seyrini belirleyen kuvvet gibi, cismin hareket ettiği yüzeyin de, cismin hareketinde değişiklikler yarattığı malumdur. Örneğin; bir cisim cam üzerinde daha rahat hareket ederken, tahta üzerinde daha zor hareket eder. İşte cisimlerin hareket ederken, temas ettikleri yüzeylerin sürtünmesinden kaynaklanan yer değiştirmeye zıt yönde çıkan kuvvete sürtünme kuvveti denir. Eğer cisme uygulanan kuvvet, sürtünme kuvvetinden küçükse cisim hareketsiz kalır.

Şimdi kısa bir süre için cisim yerine kendinizi, cismi harekete geçiren kuvvet yerine belirlediğiniz hedefe ulaşma motivasyonunuzu, cismin hareket ettiği zeminin sürtünme kuvveti yerine hedefe ulaşma motivasyonunuzu azaltan etmenleri koyun. Fiziğin bu en temel ve basit kuralının, hepimizin yaşantısında tercih edip uygulaması gereken bir kural olduğu ne kadar açık değil mi? Öyleyse davranışlarımızı ve onların sonucunda ortaya çıkan yaşantımızı tekrar tekrar gözden geçirip şu soruyu kendimize sormalıyız: “Bizi kendisine ulaştıracak hareketi başlatan ve bu hareketi engellemeye çalışan tüm kuvvetlere rağmen onlardan daha güçlü bir kuvveti oluşturacak hedefimiz var mı?”

“Var!” diyebilen herkese kendi geleceğim ve ülkemin geleceği için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Unutmayalım ki büyük ve refah devletler, harekete geçmelerini sağlayacak hedefleri olan bireylerin ortaya çıkardığı kuvvetlerin bileşkesi toplamı doğrultusunda oluşur.

Görüşmek üzere, herkese iyi günler.

M.F.K.